Install this theme
Yancılar, Yancılık ve “İş Olma”nın ÇEŞİTLİ HALLERİ

Bu postu, salona çıkmak için yeterli medeni cesaretten yoksun olaraktan kendimi yatak odasına kapatmış bir halde yazıyorum. Ev arkadaşım da aynı durumda, Gtalk’tan konuşuyoruz kahvaltı mı sölesek diye. Zira içeride bir erkek var. Kendisiylen dün gece barda tanışıldı, iyi anlaşıldı, sarhoş olundu, ama KATİYEN BİR ŞEY HİSSEDİLMEDİ! Yani, “arkadaş olmak istiyoruz.”

  • Bir kadın “sadece arkadaş olmak istiyorum” dediğinde neyi kasteder?

Veeeee çok şaşırtan cevap: SÖZ KONUSU ERKEĞİ ONUNLA DEĞİL YATMAK, ÖPÜŞECEK KADAR BİLE ÇEKİCİ BULMADIĞINI - fizikılliy yani.

Neyse durum bu. Bir baktık taksideyiz, herif de kendi evine gitmiyor, bodoslama bize gidiyoruz. E girdik eve, koltuğu açtık, yastık verdik, battaniye verdik, hop sıvıştık odalara. 

              

  • O gece tanıştığınız bir yabancı erkeği evinizde yatırmanız doğru mudur/güvenli midir? Salondaki DVD player yerli yerinde midir?
  • O gece tanıştığınız ve vallahi billahi fingirdemeye çalışmadığınız yabancı erkek niye evinize gelir? Son bir umut?

1- “Kızlar sarhoş gibi, bence birini skerim.” demiştir.

2- Sizi çok sevmiştir, çok iyi arkadaş olmak istemiştir, hemen sleepover kafasına girmiştir, “sabah da kahvaltı eder omlet yeriz kardeş kardeş” diye düşünüyordur. Yea.

3- Kanka muhabbetini bağlayıp bu bahaneyle bir süre evinizde yancı olarak kalma gibi karanlık planları vardır.

Bence bu sabahın (ve dün gecenin) anafikri, götürmek istemediğiniz yabancı erkekle aynı taksiye asla binmemeniz gerektiğidir.

Indie Aşk! (vol.1)

Yepyeni bir çağda yaşıyoruz. Geçen BBC’nin Pride and Prejudice serisini izlerken artık ne kadar indie’leştiğimizi fark ettim ahali olarak da. Yok nostalji yapmaya niyetli değilim, “ne günlerdi be, mendil verirdik manitalara” diye ama birkaç duruma değinmek istiyorum.

Indie aşklar, 20-30 yıl öncesinin aşklarından da farklı yaşanıyor. Hem de radikal bir şekilde! Peki neler değişti? Giddens stili başlıklandıralım:

1. “Benimle çıkar mısın?” sorusunun tedavülden kalkması.

Artık kimse kimseye bunu sormuyor. “yani merdivenden.. ekikiki…” çirkin şakası bile geçerliliğini yitirdi. Bugünlerde bir gece malum kişiye iş olup ardından “takılmaya başlıyor”, şansınız yaver giderse “adını koyuyorsunuz.” Ama o noktada da pürüzler var.

2. “Peki biz şimdi neyiz?” sorusunun meşruiyetini kaybetmesi.

Artık çok indie zamanlarda yaşadığımızdan “ilişkiye bir etiket yapıştırmayalım” diye anlaşıyor, bir bardak suyla beraber “takılıyoruz işte, adının ne anlamı var” cümlesini yutuyorsunuz. Bunun yegane anlamı ise “sen istediğinle tokuş, ben istediğimle” oluyor.

TEORİDE BÖYLE, PRATİKTE NASIL?

Şöyle ki, duruma “eyvallah” diyip, sözkonusu “sadece takıldığınız” manitanın ortamda olmadığı bir gece başka bir yavruya iş olursanız, pratikte neler olabileceğini deneyimlemeye başlıyorsunuz:

1. Manita delirir, kıskançlık krizlerine girer. “Kız arkadaşım beni nasıl aldatır!” diye feryat etmeye başlar. O zaman size de “hani sadece takılıyorduk amınakoyim?” deme fırsatı çıkıyor.

2. Manita cool yapar. “Tabi, anlıyorum. Zaten böyle kurallar belirlememiştik, sorun yok.” der ama içten içe kendini yer, hemen karşı-aksiyona girme planları kurar, beceremezse kendi kendini yemeye ve size saçmasapan sebeplerle patlamaya devam eder. Sonunda yaka silkerek ayrılırsınız. Ah, ama zaten “sevgili” olmadığınız için ayrılmış da sayılmazsınız. Kanser.

3. Manita gerçekten cool kalır. Kıskanmaz. İlişkinizde hiçbir şey değişmez. Bu defa da siz, “lan kıskanmadı bu, nasıl oluyore?????” diyerek kafayı sıyırır, sevilmediğinizi düşünmeye başlarsınız. Bu düşünce içinizi kemirip durur ve türlü gereksiz sebeplerle manitaya patlarsınız. Sonunda o yaka silkip sizden ayrılır. Resmi olarak sevgili olmadığınızdan ayrılmış da sayılmadığınızı düşünür, gtalk ve benzeri programlardan bloklanıp telefonunuz rehberinden silinene kadar de kendisine mesajlar atmaya devam edersiniz. Über kanser. 

  • Sizce ilişkilere “isim” konulması doğru mu?
  • Arkadaşlık ile sevgililik durumlarını birbirinden ayıran kalın çizgiler var mıdır? What about sex? Do you sex?
  • Neyi aldatmak/aldatılmak olarak sayarsınız? Manita bir arkadaşıyla kahve içince kıskanmıyor, seks yapınca mı delleniyorsunuz?
  • İsim konulmamış bir ilişki nasıl biter? 
  • “Ayrılmak” çok sentetik bir kavram mı? Zamanla oluşan bir ilişki nasıl çat diye bir günde biter? Street Spirit’in “fade ouuut agaiin..” kısmında duygulanıyor musunuz?
  • Hayatınızda bir manitaya “biz şimdi neyiz?” sorusunu sordunuz mu hiç?
  • O ne dedi?

Indie aşk üzerine cesitlemelerime devam edicem. Simdi biraz gezicem.